Dikkat

Bu bloga girerken ya da yorum yazarken kimsenin isim, mail..vb. bilgisini istenmez, üye olmak gerekmez. Kişisel bilgilerinizi asla vermeyiniz.

Adres satırında (ilk kısmında) myelomabilgi.blogspot.com.tr yazmalıdır.

 

17 Haziran 2014 Salı

Anne sütü myelomayı tedavi edebilir mi?

Bu gün CNN Türk kanalındak haberleri seyrederken, şöyle bir haber dikkatimi çekti:

Kanser tedavisinde yeni umut ışığı: Anne sütü

Anne sütü kanser tedavisinde umut ışığı oldu. Anne sütündeki "alfalak" adlı maddenin, kanserli hücreleri parçaladığı ve başta beyin tümörleri, akciğer kanseri olmak üzere, bağırsak, mesane ve prostatta habis tümörlerini küçülttüğü ortaya çıktı. Kanser tedavisinde kullanılmak üzere şimdi Avrupa'da anne sütü bankaları kuruluyor.

Adı Hamlet. Önemli bir bilimsel gerçek bu çalışmayla gün ışığına çıkıyor. Anne sütü mucizesine bir yenisi daha ekleniyor. Anne sütünün kanserli hücrelerin yok edilmesinde yararlı olduğu anlaşıldı.

Çalışmayı İsveç'teki Lund Üniversitesi başlattı. Daha sonra California Üniversitesi, Oxford Üniversitesi ve George Town Üniversitesi de çalışmaya destek verdi. Bilimsel çalışmanın sonuçları Svensson adlı İsveç tıp dergisinde yayınlandı. 

Prof. Erkan Topuz, "Kendilerine kanser tümörü enjekte edilen yetişkin farelere anne sütü verildi. Farelerdeki bağırsak kanseri tümörleri kısa bir sürede eridi" dedi.

Araştırmaya göre, kan kanseri, beyin tümörleri ve mide bağırsak kanseri olanlar günde 2-3 bardak taze anne sütü tüketmeli. 

Zira, anne sütü kanserli hücrelerin yokedilmesi ve hayatta kalım sürelerinin uzatılmasını sağlıyor. 

Prof. Topuz, "Anne sütü, deneyde kanserli hücreleri parçalayarak başta beyin tümörleri olmak üzere, bağırsak, mesane, prostat habis tümörlerini kısa sürede küçülterek eritiyor" diye konuştu. 

Kanserli tümor tedavisinde kullanılmak üzere şimdi Avrupa'da anne sütü bankaları kuruluyor.

Bu haberi aşağıdaki linke tıklayarak da okuyabilirsiniz :

CNN Haber

Bu tür mucize tedavi haberlerine temkinli yaklaşan biri olmakla birlikte, haber ilgimi çekti. Çünkü ilaç endüstrisinin kötü niyetli olduğuna inanan biri olarak, milyonlarca dolarlık ARGE çalışmaları ile geliştirilen pahalı ilaçların reklamına alışkınım, ama anne sütü gibi nispeten kolay elde edilen ve ucuz (yakında taklit edilebileceğine de inanıyorum) bir çözümün ilaç endüstrisi ağalarının sinirini bozacağı açık.

Bu konuda yabancılar ne yazıyor, ne konuşuyor diye bazı sitelere baktım.. Şimdi size Yaklaşık bir yıl önce Daily Telegraph gazetesinde çıkan bir haberi çevireceğim: Haberin orjinalini aşağıdaki link'den okuyabilirsiniz:

perthnow

"Bayan Jeny Jones 62 yaşında ve kendisine yedi ay önce myeloma teşhisi kondu. 
Bayan Jones, şimdi anonim (kimliği belirsiz) bir vericiden alınan sütten (anne sütünden) günde 400 ml içiyor.

Anne sütünün yeni doğan bebeklerde bağışıklık sistemine yardımcı olduğu ve besleyiciliği biliniyor. 

Bu pek alışılmamış tedaviyi doktoru önerdi ve tedavi aynı zamanda John Flyn Özel hastanesi ve Brisbane'de bulunan Mater hastanesi tarafından da desteklendi.

Bayan Jones, ilk teşhis konduğunda, kan ölçümlerinin dramatik derecede yüksek olduğunu, ancak süt içmeye başladıktan bir ay sonra değerlerin önemli ölçüde düştüğünü söylüyor.

Üç çocuğu olan bayan Jones, aynı zamanda ağızdan standart tedavi ilaçlarını almaya devam ettiğini de ekliyor.

Gold Coast onkoloji doktoru Dr. Steven Stylian, hangi tedavinin bayan Jones üzerinde etkili olduğunu tam olarak bilemediğini, bununla birlikte bu aşamada süt tedavisini bırakamayacağını belirtiyor. Aynı zamanda, tedaviler konusunda açık fikirli olduğunu da ekliyor.

Bayan Jones, aynı zamanda John Flyen hastanesinde, anne sütü konusunda bir uzman olduğu için, sütün diğer yararlarının bilincinde. "Daha önce hiç tatmamıştım, tatmak da istemedim, ama böyle bir durum olunca bu düşünceleri bir yana bıraktım" diyor.  "

Sitede kendisinin bir fotoğrafını da görebilirsiniz.

Anlaşılan o ki, bu konuda yeni haberler de okuyacağız. 

Bazı sitelerde, knu hakkında alaycı yorumlar da okudum. İnanmayan çok. Fakat ben işin içinde Oxford Üniversitesi ve İsveç'liler varsa ciddiye alırım.

Yabancı dil bilenler ya da bu konuda bilgisi olanlar katkıda bulunurlarsa sevinirim. Bu konuda çok haber, yorum olduğunu görüyorum.

Hep kötü haber duyacak değilsiniz ya.. Alın size iyi haber. Hemen hayale kapılmayın ama böyle bir şey de var.. Bu arada... hemen koşup anne sütü içmeye başlamayın sakın... Hele bir belli olsun sonuçlar.. Tıbbi olarak da anne sütünün yararı kanıtlansın.. Ondan sonra başlarsınız..

Ben temkinli ve iyimser bir bekleyiş içinde olmayı tercih ederim. Bence anne sütünü haketmek için, önce yeniden doğmanız şart :)

2 yorum:

  1. Sevgili Ümit Bey,
    On beş gün öncesine kadar multiple myelom hastalığının adını bile duymamış, sintigrafi diye bir tarama testinden haberi bile olmayan, cahil ama pozitif, yarı mutlu insanlarken, aylardır bel ve sırt ağrısı çeken annemizin nihayet belinde kırık olduğunun anlaşılması, ameliyatla beline platin takılmasına karar verilmesi ve ameliyatta sürpriz bir başka kırıkla birlikte lezyonların varlığını keşfeden doktorumuz sayesinde 100 binde üçüncü-dördüncü kişi olduğumuzu öğrendik.
    Tabii ağzından kerpetenle bilgi alabildiğimiz doktorların açıklamaları o kadar yetersizdi ki hemen tüm çaresiz hasta yakınları gibi “dr google”a sarıldık. 77 yaşındaki yüksek tansiyon hastası babamıza gerçeği söylemek biraz zor oldu. Ama bloğunuzdaki “myeloma ile yeni tanışanlar kılavuzu” imdadımıza yetişti. Emin olun öyle büyük bir boşluğu dolduruyor, öyle önemli bir ihtiyaca yanıt veriyorsunuz ki… Dualarım hep sizinle. Yaptığınızı ne Sağlık Bakanlığı, ne miyolema derneği, ne de doktor geçinen bir sağlık personeli, hastane vs yapamamış, yapmamış, yapmıyor… ne acı… 2007 yılında geçtiğiniz yollardan ilerliyoruz biz de, her aşamada, her problemde yazdıklarınızı okuyor, duyarsız doktorların söylemeye tenezzül etmedikleri bir çok şeyi önceden öğreniyor ve kendimce önlemler almaya çalışıyorum. Tabii durumumuz sizden biraz farklı. Annem 63 yaşında ve böbrek hasarı da söz konusu ama umutsuz olduğumuzu düşünmüyorum yine de…
    4 günlük VAD sonrası akciğer sorunlarımız var. En kötüsü annem zaten depresyon hastasıydı şimdi daha da kötüleşti. Psikiyatrı hastalığını söylemememizi önerdi ki biz de zaten kendini bırakıp vazgeçmeye çok meyilli olduğu için koruyucu ilaç verilecek filan demiştik. Ancak ne yazık ki gelen giden hemşire ve doktorların ağzından “kemo” lafı eksik olmuyor. Şimdi ne yemek yiyor ne de yataktan kalkıp tuvalete gidiyor… İnsanları kanser değil ama bu duyarsızlık öldürüyor galiba…
    Şimdi aylardır dolaştığımız, “bir şeyi yok, bol su içsin geçer ya da psikolojik, fibromiyalji, kireçlenme vs” diyen doktorlara iki çift laf etsem ya da gidip dövsem, öldürsem filan ben cahil cühela olurum değil mi ?
    Son olarak, annemin kan ve idrar tahlillerinde (ameliyat öncesi) görülen tek sorun az miktarda protein kaçağı ve b12 vitamininin normal değerlerin yaklaşık iki katı yüksek olmasıydı. Diğer değerler normal olunca doktorlar b12 yüksekliğine hiç takılmıyorlar ama bir yerde bazı lösemi çeşitlerinde yüksek olduğunu okuduğumu hatırlıyorum. Tabii kondurmuyor insan, ne de olsa doktor iyi dedi ! Lütfen lütfen lütfen sağlık konusunda pozitif düşünmesin kimse ! Sonuna kadar araştırmak, sorgulamak şart! Erken teşhis diye bir şey yok anladım. Özellikle kemik ağrısı çeken,osteoporoz, kireçlenme ve fibromiyalji teşhisi konan herkes SİNTİGRAFİ konusunda ısrarcı olsun. Böbrek ağrısı, bulantı gibi sorunları olanlar da 24 saatlik idrar tahlili istesinler. Anlaşılan odur ki kendi kendimizin doktoru olmak zorundayız!
    Tüm miyelom ailesine sabır ve şifa diliyorum. Bloğunuzla bize umut ışığı olduğunuz ve deneyimlerinizi bizimle paylaştığınız için sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Sevgi ve saygılarımla…
    Arzu

    YanıtlaSil
  2. Myeloma ailesi İYİ BAYRAMLAR...M.F.Özgan

    YanıtlaSil