Dikkat

Bu bloga girerken ya da yorum yazarken kimsenin isim, mail..vb. bilgisini istenmez, üye olmak gerekmez. Kişisel bilgilerinizi asla vermeyiniz.

Adres satırında (ilk kısmında) myelomabilgi.blogspot.com.tr yazmalıdır.

 

26 Mart 2018 Pazartesi

Evet, artık vedalaşma zamanı...

11 yıl... Tam 11 yıl hizmet verdim ve artık yoruldum...

Çoğunlukla tek başıma, bazen 1-2 kişi bu işi sürdürmeye çalıştım. Yanımda yürüyenler, bir süre sonra sessizce ortadan kayboldular. Bir kısmı da vefat etti. Bu da beni üzdü.

Bu arada... .. Özellikle son zamanlarda bana yardımcı olan, katkıda bulunan Mehmet beylere çok teşekkür ediyorum. Bu işe devam etmek isterlerse, çok iyi düşünmelerini tavsiye ederim. Kesinlikle hastalığı besleyen bir şey... Bu ülkede böyle maalesef. Bence siz de bırakın, herkes sizi kullanmaya bakıyor. Çok yıpratıcı.

Sessiz çoğunluğa kızgınım. Beklediğim alkış ya da teşekkür değildi, katkıydı. Fakat o kadar az katkı yaptınız ki, bütün yük omuzlarımda kaldı... Tam 12 sene. Bir de devletimiz sormadan, talep etmeden, bilgi de vermeden blogun bir sayfasını kapatınca, tamam dedim... yeter. Bu gün bir sayfa, yarın bir sayfa daha... bu böyle gider.

Artık bir ben yazı yazmayacağım, siz de yorum yazamayacaksınız. Çünkü onları okuyacak, çeri çöpü ayrıştıracak ne zamanım ne de enerjim var. Mevcut yazı ve yorumların, iyice eskiyene kadar faydası olacağını düşünüyorum.

Beni sorarsanız iyiyim. Myeloma ile ilgili olmayan başka sağlık sorunlarım oldu (herkeste olduğu gibi) onlarla uğraştım ama çok şükür iyiyim.

Herkese sağlık diliyorum.

21 Şubat 2018 Çarşamba

Revlimid sayfası yorumlarına sansür gelmiş.

Merhaba arkadaşlar:

Revlimid sayfası yorumlarına sansür gelmiş. Yorumlara girmeye çalıştığınızda şu sayfa çıkıyor:

Bu internet sitesi (http://myelomabilgi.blogspot.com.tr/2009/02/lenalidomid-revlimid.html)
aşağıdaki karara istinaden 5651 sayılı Kanun uyarınca Erişim Sağlayıcıları Birliği tarafından erişime engellenmiştir.

*SAĞLIK BAKANLIĞI TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU'nin 15-02-2018 tarih ve 61762938-000-E.30346 sayılı kararı

İşin ilginci, yazı okunabiliyor. (Fakat altında tam 109 yorum vardı). Böyle başka sayfalar da var mı, bilmiyorum.

Eh.. Hayırlı olsun. Birilerinin nasırına bastık herhalde.

Sağlık bakanlığı, sakıncalı gördüğü konuları bana bildirip, düzeltmemi istese yapardım tabi ki , fakat böyle bir şey olmadı.

Valla, oturup yeni çıkan bu karar neymiş, neyi yasaklıyormuş diye araştırmadım. Ama ne ilaç şirketleri ile, ne de sağlık bakanlığı ile güreş tutacak halim yok. Bir sürü ilaç, hastane, doktor adı geçiyor. Hepsi bir köşesinden tutsa, kalan ömrümü mahkemelerde geçiririm. Toptan blogu kapatsalar da, onlarda rahat etse, ben de rahat etsem diye düşünüyorum.

Hani bilin de... Sonra yorumumuz yayınlanmadı falan demeyin. İçinde Revlimid geçen yorumu, paça çorbası yazısının altına bağlamaya çalışmayın :)


Güncelleme: Artık yukarıdaki yazı da çıkmıyor. Sayfa bulunamadı ... o kadar.  E...güzel.. ne uyarı, ne bilgi vermek.. Kafana göre yasakla... Şimdilik bir sayfa. (aslında bir sayfa mı, onu da bilmiyorum. Zaman içinde öğreniriz.

Güncelleme: Bu gün (24.2.2018) sayfa ve yorumları erişime açılmış görünüyor. Fakat pek umutlu değilim açıkçası. Sanki bir deneme yaptılar.  Son yorumlar kısmını da yeniden yapmam gerekti.


18 Şubat 2018 Pazar

Gerçek bir ilaç: Paça çorbası

Arkadaşlar. Burada size son derece ciddi, gerçek bir ilaç anlatıyorum. Bu şaka değil. Çeşitli ilaçları denemiş, ümidi kesmiş hastalar: Özellikle sizin için. Dikkatle okuyun ve uygulayın:

Paça çorbası yapmak için şu malzemeleri kasaplardan (ya da sakatatçılardan) temin edin:

6 tam olarak (çok iyi) temizlenmiş kuzu paçası. Üzerinde hiç bir kıl-tüy olmamalı.
6 parça dana pöç. (Kuyruk sokumu)
3-4 diş sarımsak
1,5 çay bardağı organik sirke
15 adet top karabiber.
2 yumurta (tercihen organik gezen tavuk yumurtası)
2 kaşık un (tercihen organik tam buğday unu)
1 limon
-------------
Servis etmek için
3-4 diş sarımsak
Yarım çay bardağı organik sirke

Not: Asla aluminyum ve teflon kaplı tencere kullanmayın (bunlardan kurtulun). Sadece iyi kalite (zar gibi olmayan) çelik tencere kullanın.
---------------------------

Paçaları büyük bir kaba koyun, üzerini soğuk su ile doldurun, yarım çay bardağı sirke ekleyin ve en az iki saat bekletin.

Başka bir kaba dana pöçleri koyun. Üzerlerini soğuk suyla doldurun. Pöç kan bırakırsa, suyu değiştirebilirsiniz ama en az iki saat beklemeli. Bu suda sirke olmamalı, sadece su.

Bunlar ayrı ayrı haşlanacak.

Dana pöçler düdüklü tencerede haşlanabilir. Düdüklü tencerenin özelliğine göre 45 dk. civarında olabilir. (Örneğin Tefal'de 45 dak, Fissler'de 30 dk...vb.)

Paçaları normal büyük bir tencereye koyun (düdüklü tencere kullanmayın), üzerini soğuk su ile doldurun. İçine 3-4 diş sarımsak, 1 çay bardağı sirke, 10-15 adet tane karabiber atıp kaynamaya bırakın.

Kemikler derilerinden ayrılacak (tutunca dökülecek) hale gelene kadar  kaynatın. (Bu kaynatma işi yaklaşık 1,5 - 2 saat sürüyor). Bu arada su eksilirse, bir tarafta tuttuğunuz (ya da kettle'da kaynattığınız) sudan ekleyin.

Piştikten sonra, paçaları delikli kepçe ile bir kaba alın. Tencerede kalan suyu tel süzgeçle başka bir tencereye süzün.

Paçalar el değecek kadar soğuduğunda, kemiklerinden ayırıp içinde kalan ufak parçaları da çorba suyuna katın. Bunları atmayın. Derileri katıp katmamak size kalmış. Biz atıyoruz.

Öte yandan, haşlanmış olan pöç etlerini de haşlama suyunun içinde çıkarın, kemiklerinden didikleyerek ayırın, paça suyunun içe katın. Pöç suyunu çorbanıza katmayın, ama bu suyu saklayın diğer yemeklerde et suyu olarak değerlendirebilirsiniz.

Paça suyunu (çorbayı) tekrar ateşe koyun, hafifçe kaynamaya başlasın. Bu arada terbiye hazırlayın:

2 yumurtanın sarısı
2 kaşık un
1 limonun suyu.

Bunları çırparak bir terbiye hazırlayın. Bu terbiyeyi, kaynamakta olan çorbaya alıştırarak (harş diye dökerek değil!) ekleyin.

Yeniden kaynamasına izin vermeden altını kapatın.

Yerken üzerine (işkembe çorbasında olduğu gibi) dövülmüş sarmısak ve sirke ekleyerek yiyin.

1- Bu işlerin yapılması yarım gün alıyor. Evet, çok kolay bir iş değil, ama sizin gerçek ilacınız bu.
2- Kaynatma işlerini mümkün ise açık havada ya da iyi havalandırılan bir mutfakta yapın, yoksa çıkan koku (özellikle hastaları) tiksindirebilir.


Ortaya nefis bir çorba çıkacaktır. Hoşunuza gitse de bu çorbanın bağışıklı sistemini ve kemik sağlığını koruyan gerçek bir ilaç olduğunu unutmayın.

Dolayısıyla kemiklerin kaynamasını, onarılmasını da hızlandırdığını, kolaylaştırdığını da unutmayın.

Not: Marketlerden aldığınız sirkelerin, sirke falan olmadığını bilin. Ya organik sirke alın, ya da (en iyisi) kendiniz yapın. Öyle zor bir iş de değil. You tube'da bir çok video var anlatan.

Sirke de gerçek bir probiyotik (faydalı bakteriler topluluğu) ve antibiyotik. Özellikle organik (ya da bahçenizdeki kurtlu) elmadan yapılmış olan elma sirkesi.

Faydasını görürseniz (ki ne kadar etkili olduğunu göreceksiniz), dualarınızı bana değil, hanıma göndereceksiniz. Ben sadece yazıcılık yaptım.




8 Şubat 2018 Perşembe

İki ilginç konu

Bu gün size birbiri ile ilintili iki konudan bahsetmek istiyorum: İlki, çok yeni bir tıbbi keşif: Gıdalarda fruktozun (şekerin) bugüne kadar sanılanın aksine, karaciğerde değil, ince bağırsakta işlenmesi hakkında. İkinci konu ise, Türk Şeker Kurulu'nun kaldırılması.

Şimdi bunların ne ilgisi var ve neden önemli diyeceksiniz. Anlatayım:

İnternette orayı burayı tıklarken, MedicalExpress dergisinin bir yazısı ile karşılaştım. Princeton üniversitesinde yapılan bir araştırmadan bahsediyordu. Farelerde yapılan deneyler (ki metabolizması insan metabozlizmasına çok yakındır) meyvaların içinde bulunan şekerin önemli oranda karaciğerde DEĞİL, ince bağırsakta işlendiğini, göstermiş. Fakat (insanlar için) biraz fazlası, örneğin bir şişe gazoz ya da bir büyük bardak portakal suyu, ince bağırsağın işleme kapasitesini aşıyor ve karaciğer oz zaman devreye giriyor. Bu arada fruktozun önemli bir kısmı da kalın bağırsağa doğru yoluna devam ediyor.

Sorun şu ki, kalın bağırsakta yaşan bir kalabalık bir organizma nüfusu var (mikrobiyom). Bu ortam (ya da organ tasarımı), hiç bir zaman fruktoz gibi zengin besleyici içeriğe sahip bir gıda için tasarlanmamış. Aksine, fruktozdan tamamen arındırılmış gıdalar burada işleniyor  (hesapta). Şimdilik bunun etkileri nedir, bilinmiyor.

Bir diğer bulgu da, ince bağırsağın fruktoz işleme kapasitesinin yemeklerden hemen sonra en fazla (maksimum) olduğu. Açlık zamanları (sabah kalktığımızda ve öğle yemeği - akşam yemeği arası) şeker yemek için en kötü zamanlar.

Bu fruktozun bir kısmının dışkı ile dışarı atıldığı kesin, ama kalanlar içeride nasıl bir değişikliğe yol açıyor, büyük bir soru işareti. Bu arada kanser hücrelerinin de aşırı miktarda şeker talep ettiğini tekrar hatırlatayım.

Muhtemelen önümüzdeki senelerde, şeker hastalığının tedavisinde bu keşfin etkilerini göreceğiz. İlaçlar sadece karaciğer üzerinde değil, ince bağırsak üzerinde de çalışacak ve muhtemelen daha etkili olacaktır.

İkinci konu, tarım bakanlığımız, yeni bir karar aldı: Türk Şeker Kurulu yetkileri bir genel müdürlüğe aktarılacak ve kurul lağvedilecekmiş.

Oysa,  belki de bildiğiniz gibi bu kurul gıda maddelerinde kullanılan fruktoz (mısır)şurubu oranını kısıtlayarak , hem nişasta pancar üreticisini koruyor, hem de halk sağlığını bir dereceye kadar gözetmeye çalışıyordu.

Şimdi muhtemel önce, -canım kurula gerek yok, aynısını genel müdürlük de yapar- diyerek eleştiriler savuşturulacak, sonra aşama aşama izin verilen oranlar arttırılacaktır.  Sonrasında da gelsin kanser patlaması, şeker hastalığı ve obezite. Aşağıdaki linkte çok güzel bir yazı var. Mutlaka okumanızı tavsiye ederim.

Bize gelince.... Ondan sakın, bundan sakın... herkes bunaldı, biliyorum ama yapacak bir şey yok.  Hem kendimiz, hem de ailemiz için artık kendimiz dikkatli olmalıyız, iş başa düştü. Bakın, şeker hastalığı ne kadar yaygınlaştı. Bir küçük şişe gazoz bile karaciğeri devreye sokuyor. Ayrıca, genetiği önemli ölçüde oynanmış bir bitkiden (mısır) söz ediyoruz. Bunun da etkileri tam olarak bilinmiyor fakat hiç alışkın olmadığımız,  genetik mutasyona uğratılmış bir gıdayı sürekli almanın iyi bir fikir olmadığı da aşikar. Ayrıca bütün kanserlerin, bağırsakların sağlığı  ile yakından ilintili olduğu üzerine yazılar, araştırmalar da artıyor.

Sağlıkla kalın:

Gülümser Heper'in yazısı. Okumanızı tavsiye ediyorum.

Not: Bu arada senelerdir, fazlasının zararı olmaz diyerek yutageldiğim B6- B12 vitamininin de tamamen sentetik malzemelerden yapıldığını ve akciğer kanseri gelişiminde etkili olabildiğini öğrendim. Vitamin yutmayı kestim, canım sıkkın... Soner Yalçın'dan pek hazzetmem ama şu -Saklı Seçilmişler- adlı kitabını alıp okumak lazım galiba.

Güncelleme: (18.2.2018)

1- B vitaminini kesince nöropati azdı. Başladık mecburen.
2- Saklı seçilmişler kitabını aldım, zaman bulduğumda bir inceleme yazısı yazarım.








2 Ocak 2018 Salı

T-CELL Tedavisindeki gelişmeler (2018)

2017 Gelişmeleri : Kymriah

Bu sene (2017) Ağustos ayının sonunda lösemi tedavisinde büyük bir devrim gerçekleşti. Novartis tarafından geliştirilen bir ilaç olan Kymriah, Amerikan Gıda ve İlaç dairesi (FDA) tarafından onaylandı ve piyasaya çıktı.

Peki nedir bu ilacın diğer ilaçlardan farkı ve biz myeloma hastaları için önemi? Şu; Benim önceki yazılarımda geldi - geliyor diye bahsettiğim yeni nesil kanser ilaçlarının ilki, öncüsü Kymriah. Aslında sadece bir ilaç değil, bir tedavi ve bir dizi tedavinin peşi sıra gelmesi bekleniyor.

Genel olarak CAR- T Cell terapisi olarak adlandırılan bu yeni kuşak tedavi (ilacı da kapsayan bir uygulama), eski ilaçların çalışma şeklinden çok farklı etki ediyor. Sizin bağışıklık hücrelerinizi alıp, CD19 olarak adlandırılan bir proteini bulup yok etmek üzere eğitiyorlar ve yeniden vücuda veriyorlar. Kanser hastalığının en büyük marifeti ise bildiğiniz gibi, çok iyi gizlenmesi. Öyle ki, bağışıklık sistemimizin savaşçı hücreleri bunları sağlıklı hücrelerden ayırt edemiyor. İşte bu protein, yani CD19, bu ayırt etme sürecinin anahtarı. Bağışıklık sisteminin acımasız savaşçı hücreleri, bu proteini taşıyan hücreleri mimliyor ve yok ediyor. Dışarıda bu proteini taşıyan hücreleri tanımak ve yok etmek için eğitilen bu savaşçı hücre ordusu (bağışıklık hücreleri), bedene girdikten sonra sıkı bir kanserli hücre katliamı gerçekleştiriyor.

İşin ilginç yanı, savaşçı hücreler, kanserli hücreleri temizlerken çoğalıyorlar da. Vücuda verilen her bir eğitimli hücre, on binden fazla yeni savaşçı hücre yaratıyor ve bedende yıllarca kalıyor.

Sonuç: Çok yüksek baskılama (remisyon) oranları. Açıklanan dokümanlara göre, ilk olarak çocukluk çağı kanserleri arasında önemli yer tutan lösemi (CLL) hastalarında başarı oranı ortalama %85-90. Tam baskılama, yani hastalığın kontrol altına alınmasındaki oran bu. Tamamen iyileşme ise azımsanmayacak oranlarda. Üstelik tek bir kür ile alınan sonuçlar bunlar ve çok ileri derecede olan, geleneksel tedavilere cevap vermeyen ya da yan etkiler dolayısıyla geleneksel tedavileri alamayan hastalarda alınan sonuçlar. Şimdilik lösemi için tedavi hazır olsa da, Non-hodgkin lenfoma ve myeloma için de yakın gelecekte hazır olacak. Sırada katı tümörler, pankreas kanseri, prostat kanseri, melanoma, meme kanseri (triple-negative breast cancer) gibi diğer kanser türleri var.

Ve fakat!.... Bu tedavi şimdilik çok çok pahalı. Anladığım kadarıyla, tek bir uygulama 475,000 USD (evet, dört yüz yetmiş beş bin dolar) fiyatla piyasaya sürüldü. Novartis'e bakarsanız, olması gereken satış fiyatı 600.000 - 750.000 USD arasındaymış, ancak Novartis konunun hassasiyetini dikkate alarak bu fiyatı belirlemiş. Eh o kadar yılın ar-ge çalışması. Biz icat edecek değildik ya.

Bu fiyatları, devletimizin resmi kurumunun (Sağlık Bakanlığı) kabul edemeyeceği malum. Fakat ilerleyen yıllarda, rekabetin de katkısı ile tedavinin mantıklı rakamlara imneceğini düşünüyorum. Kanseri uzun yıllar tedavi etmenin de büyük bir maliyeti var. Bu ikisinin başa baş geldiği (ortalama tedavi süresi x ortalama tedavi maliyeti = Yeni tedavi maliyeti) noktasında, tedavi sağlık bakanlığı tarafından kabul edilecek ve uygulanacaktır. Ve tabi, bu yıllar alabilir.

Son kontrollerime gittiğimde, doktorum Figen hanım, ülkemizden de bazı hastaların (ileri düzeyde, 4. -5. seviyede lösemi hastalarının) deneme gurubuna dahil edildiğini ve klinik testlerin yakında başlayacağını, heyecanlı olduklarını söylemişti. İlacın adını da söylemişti ama aklımda kalmamıştı.

İlaçtan bu ayki Populer Science (türkçe, 5 TL) bahsedince, bende jeton düştü. Aslında çok kısa bir yazı ve pek bilgi vermiyor, isterseniz alıp okuyun. Ama konuyu bana hatırlattı. Ben de, internetten biraz araştırdım ve bunları öğrendim. Bu çok yeni, çok taze gelişmeleri size de duyurayım istedim.

Ayağınızı sıkı basın. Az kaldı.

Linkler:
https://www.pennmedicine.org/news/news-releases/2017/august/fda-approves-personalized-cellular-therapy-for-advanced-leukemia

http://www.onclive.com/web-exclusives/novartis-sets-a-price-of-475000-for-car-tcell-therapy

https://www.curetoday.com/articles/fda-approves-kymriah-for-pediatric-and-young-adult-all

Blood journal'da, bu tedaviden bahsedilmediğini görmek beni şaşırttı. Ama ben sonuçta mühendisim, doktor değilim. Benden bu kadar 😉

-------------------------------------------------------------------

Aşağıdaki kısım Sayın Mehmet M. Akyol'un katkısıdır. Kendisine teşekkür ediyorum:

-----------------------------------------------------------

Sağolsun, Mehmet (Akyol) bey, T-CELL tedavisi hakkında bolca bilgi veriyor. Diğer insanların katkıları da olabilir.

Bu yazılar, yorumların arasında kaybolmasın diye, yorumları da silmeden, bu başlık altına kopyalayacağım.  Çünkü linkler, ancak yazılar altında sayfalara bağlanabiliyor. Fakat bu sayfaya yorum yazmak mümkün olmayacak. Yorumlarınızı Forum-3 sayfasına yazabilirsiniz. Eğer yorumunuz, bir yorumu aşıyor ve bilgi yazısı haline geliyorsa, bu sayfaya ben eklerim.

Bakalım 2018'de gelişmeler nasıl olacak.
-----------------------------------------------------

2018 Öncesi İyi Haberler

2017’I iyi haberler ile kapatalım diye, CAR-T-hücre terapi olarak bilinen ilk olarak lösemi hastalarında denenen ve şimdilerde myeloma hastaları için de denenen ve daha önce Ümit beyin bizlerle paylaştığı devrimsel olan tedavi hakkında, son makalelerin linkleri sizin için derledim. İngilizce olanların başlıklarını sizin için özet olarak çevirdim. Şimdi beklenti; Tedavinin ucuzlayarak yayılması ve tabii bizler için Türkiye’ye gelmesidir. 

Öncelikte Türkiye’den güzel bir haber. 2018’de bu terapinin Türkiye denemeleri başlayacakmış. Bakanlıktan onay aşamasındaymışlar. Haber 13 Kasım 2017 tarihli :

http://www.labmedya.com/turk-kanser-ilaci-icin-dugmeye-basildi

İkinci olarak bu tedaviyi Türkçe olarak anlatan bir makale :

https://www.academia.edu/25658109/Ki%C5%9Fiye_%C3%96zel_Modern_Kanser_Tedavisi_Geneti%C4%9Fi_De%C4%9Fi%C5%9Ftirilmi%C5%9F_CAR-T_H%C3%BCcre_Terapisi?auto=download

Üçüncüsü bu terapinin iyileşme oranlarını anlatan bir makale. Tarihi 5 Haziran 2017. Özeti ve linki şu şekilde :

“CAR T-hücre terapisi, multiple myeloma’u kalıcı remisyona sokuyor. İlk faz denemelerde, yeni tip immunoterapi olan CAR T-hücre tedavisi, 35 hastanın 33’ünde (%94) klinik olarak remisyon sağladı. Üstelik hastaların çoğunluğunda, yan etkiler sadece hafif. Tedavisi yapılan 35 hasta, hastalığı tekrarlamış yada tedavilere cevap vermeyen gruptan. CAR T-hücre terapisinin ilk iyileşme belirtileri, 10 gün içinde başladı ve iki ay içinde, 33 hasta %100 remisyona ulaştı (tam cevap veya çok iyi kısmı cevap). Bundan sonra ilk hedef, tedaviden faydalanan ve 35 olan hasta sayısının 4 farklı hastanede 100’e çıkarmak ve bir sonraki adımda da bu tedaviyi hastalık teşhisi yeni konmuş hastalarda denemektir. “


https://www.asco.org/about-asco/press-center/news-releases/car-t-cell-therapy-sends-multiple-myeloma-lasting-remission

Dördüncü makale bir üsteki klinik tedavi deneyinin uzun süreli sonucunu anlatan ve 10 Aralık 2017 itibari ile güncel sonuçlarını paylaşan bir yazı. Sonuçlar inanın harika!

“35 hastanın 33’u 2 ay içinde tam remisyona girdi. Kalan 2 hasta ise, tumor seviyesinde iyileşme sağladı. 35 hastanın 19’u, ilerleyen süreçtede en az 4 ay daha takip edildi. Takip edilen bu hastaların 14’ünde, tedaviye cevap, zamanla sıkı tam cevaba (sCR – ulaşılabilecek en iyi cevap) döndü. Yapılan kemik iliği biyopsisinde ve tüm marker testlerde hastalığın herhangi bir izine rastlanamadı. Ayrıca, bu 14 hastanın 5’I bir sene daha takip edildi ve bir senenin sonunda, bu hastalarda halen herhangi bir hastalık belirtisi gözlenmedi.” 

https://www.cancer.gov/news-events/cancer-currents-blog/2017/car-t-cell-multiple-myeloma

Beşincisi, Amerika’da BluebirdBio isimli firmanın öncülük ettiği, bb21217 adı ile denenen CAR T-hücre deney tedavilerini anlatan bir yazı. Tarihi 5 Ekim 2017. Yazının en vurucu olan sonuç cümlesini çevirdim :

“Tarihsel olarak iyileştirilemez ve agresif olan multiple myeloma hastalığının tedavisinde, bb21217 ile derin ve sağlam sonuçlar elde ettik.”

https://myelomaresearchnews.com/2017/10/09/first-multiple-myeloma-patient-in-study-treated-with-new-car-t-cell-therapy-bb21217/

Tedavi sonuçları ile ilgili firmanın basın açıklamasını firmanın sitesinde buldum. Sonuçlar cidden etkileyici :

http://investor.bluebirdbio.com/news-releases/news-release-details/bluebird-bio-and-celgene-corporation-announce-updated-clinical

Altıncı ve sonucu ise yukarıda klinik sonuçları açıklanan bb2121’ın FDA (Amerikan Gıdı ve İlaç İdaresi) tarafından hastalar için kullanımının onaylandığını açıklayıp, bu ilaç ile tedavisi yapılan ve yukarıda basın açıklamasında detayları yer alan 21 hastanın sonuçlarını özet olarak paylaşmış :

Deneysel tedavi ile seçilen hastaların daha önce en az 3 kez Velcade (proteasome inhibitor ) yada Revlimid (immunomodulator) tipi ilaçlar ile tedavi almış olması yada en az iki kez diğer tedavilere cevap vermemiş olması şartı aranmıştır. Bu 21 hastanın önceki tedavi profile şu şekildedir; Tamamı daha önce otolog kök hücre nakli olmuş ve daha önce ortalama 7 (3-14) farklı tedavi olmuşlardır. Bu hastaların ortalama yaşı 58 ve erkek olanların oranı %62’dir. Hastaların 3’de 2’si yüksek riskli hasta profilindedir. Tedavisi yapılan hastaların ilk cevaplarının %75’I çok iyi kısmı yanıt, %27’si ise tam cevap şeklinde olmuştur. Tedaviye ilk cevap ortalama 31 günde gerçekleşmiş, en iyi sonuçların alınmasının ortalama süreci 50.5 gün olmuştur. Ciddi nörotoksin yan etkiler gözlenmemiş, diğer yan etkiler hafif olup gerekli durumda steroid tipi ilaçlar uygulanmıştır.

http://www.onclive.com/web-exclusives/fda-grants-bcma-car-tcell-therapy-breakthrough-designation-in-myeloma

Ben CAR T-hücre terapisini 1 yıldır yabancı kaynaklardan takip ediyorum. 1 yılda o kadar hızlı yol aldı ki, inanılmaz! Adımları şöyle idi :

1. Ben öğrendiğimde diğer kan kanserleri için insanlar üzerinde testlere başlamışlardı.
2. Testler başarılı oldu.
3. multiple myeloma için bu testler başladı. 
4. Testler başarılı oldu.
5. Test terapileri yavaş yavaş ticarileşmeye başladı ve FDA (amerikan gıda ve ilaç dairesi) 'den ilk onayları aldılar - Ki bu çok ciddi bir yol.
6. Şimdi Çin/ABD gibi ülkelerin hastanelerinde bu çözümü hastalığı tekrarlayan ve başka ilaçlara yanıt vermeyen hastalara uyguluyorlar.
7. 6. adım sonuçları başarılı olduğu için; Şimdi ilk defa mm teşhisi konanlara bu tedaviyi uygulayacaklarmış.
8. Bu tedavinin Türkiye'de birileri tarafından sahiplenmesi - Bu oldu ve çok önemli bir adım.
9. Bu tedavinin testlerinin Bakanlıktan onay alması - Bu da gerçekleşti. 

Bu kadar adım son bir yılda oldu. Şimdi bu tedavinin bizlere ulaşması için yaygınlaşması, ucuzlaması ve Türkiye testlerinin başarılı olup hastanelerde uygulanmaya başlaması kaldı. Sanırım bunlarda kısa zamanda gerçekleşecektir. 

İçinizdeki sese güvenin. Bu hastalığın en büyük destek tedavisi; Korkusuz ve endişesiz olmak, sevgi ve inanç (her neye inanıyorsanız) taşımak.

Sevgiler, saygılar...


Mehmet M. Akyol





-------------------------------------------------------------------------

Merhaba,

CAR T-cell terapi konusunda gelişmeler hızla devam ediyor. multiple myeloma için özelleştirilen 2 adet CAR T-cell terapi vardı şu ana kadar. Biri Çinlilerin LCAR-B38M'i, diğeri Amerikalıların B2121'i.

Her ikisinin başarılarını anlatan bir yazı:

http://www.ascopost.com/issues/july-10-2017/car-t-cell-therapy-in-multiple-myeloma-yields-100-response-rate/

Ee, tabi Çinli, Amerikalı yapar da İngiliz boş durur mu? Boş durmamış İngilizler ve bu terapiyi bir tık ileri taşımışlar.

Şu ana kadar bildiğimiz CAR T-cell terapi tek bir antikor receptöru (BCMA) hedefliyordu. İngilizler bunu ikiye çıkarmış ve BCMA receptörunu gözden kaçırabilecek T-hücrelerine ikinci bir receptör ile kanserli hücreyi yok etme şansı tanımış. Bunları şu an lab'da yapmışlar ama çalışma gelecek vaadediyor. Yazı 11 Aralık'da onaylanmış :

http://www.bloodjournal.org/content/early/2017/12/27/blood-2017-05-781351?sso-checked=true

Anlaşılan, elin oğlu, bu terapi bu yıl daha da gelişerek, mucizeye yenilerini eklemeye devam edecek.

Amerika şu an bu terapiyi 2017'ın kanser tedavileri konusunda en büyük ilerlemesi olarak tanımlıyor ve "tamam muhteşem bir tedavi ama bunun parasını kim ödeyeceği" tartışmaya başladı.
Bu tartışmalar yeni CAR T-cell terapilere ivme verecek ve dolayısı ile tedaviler ucuzlayacaktır :

http://www.wbur.org/commonhealth/2017/12/28/2017-cancer-news

https://www.medscape.com/viewarticle/890642

Son olarak bir de sörf ederken nefis bir infografic (bilgiyi resimlerle anlatarak veren doküman) buldum.

CAR T-cell'i mucize tedavi diye anlatan infografic'in yazısı:
--------------------------------------------------------------------------

Merhaba,

Acıbadem hastanesinden Prof. Dr.Ercüment Ovalı ve ekibi, 2018'in başı gibi ilk hasta deneylerini yapacaklarını, 2018 ortaları gibi ise sonuçları dünyaya açıklayacaklarını söylüyor.

https://www.ntv.com.tr/saglik/kanserde-yeni-tedavi-car-t-hucre-tedavisi,6I1_VcC7t02VPDXSjI91QA

-------------------------------------------------------------

Yorumlarınızı Forum - 3 sayfasına yazabilirsiniz. 
Siz de haberdar olduğunuz gelişmeleri duyurmayı unutmayın.