Dikkat

Bu bloga girerken ya da yorum yazarken kimsenin isim, mail..vb. bilgisini istenmez, üye olmak gerekmez. Kişisel bilgilerinizi asla vermeyiniz.

Adres satırında (ilk kısmında) myelomabilgi.blogspot.com.tr yazmalıdır.

 

8 Şubat 2018 Perşembe

İki ilginç konu

Bu gün size birbiri ile ilintili iki konudan bahsetmek istiyorum: İlki, çok yeni bir tıbbi keşif: Gıdalarda fruktozun (şekerin) bugüne kadar sanılanın aksine, karaciğerde değil, ince bağırsakta işlenmesi hakkında. İkinci konu ise, Türk Şeker Kurulu'nun kaldırılması.

Şimdi bunların ne ilgisi var ve neden önemli diyeceksiniz. Anlatayım:

İnternette orayı burayı tıklarken, MedicalExpress dergisinin bir yazısı ile karşılaştım. Princeton üniversitesinde yapılan bir araştırmadan bahsediyordu. Farelerde yapılan deneyler (ki metabolizması insan metabozlizmasına çok yakındır) meyvaların içinde bulunan şekerin önemli oranda karaciğerde DEĞİL, ince bağırsakta işlendiğini, göstermiş. Fakat (insanlar için) biraz fazlası, örneğin bir şişe gazoz ya da bir büyük bardak portakal suyu, ince bağırsağın işleme kapasitesini aşıyor ve karaciğer oz zaman devreye giriyor. Bu arada fruktozun önemli bir kısmı da kalın bağırsağa doğru yoluna devam ediyor.

Sorun şu ki, kalın bağırsakta yaşan bir kalabalık bir organizma nüfusu var (mikrobiyom). Bu ortam (ya da organ tasarımı), hiç bir zaman fruktoz gibi zengin besleyici içeriğe sahip bir gıda için tasarlanmamış. Aksine, fruktozdan tamamen arındırılmış gıdalar burada işleniyor  (hesapta). Şimdilik bunun etkileri nedir, bilinmiyor.

Bir diğer bulgu da, ince bağırsağın fruktoz işleme kapasitesinin yemeklerden hemen sonra en fazla (maksimum) olduğu. Açlık zamanları (sabah kalktığımızda ve öğle yemeği - akşam yemeği arası) şeker yemek için en kötü zamanlar.

Bu fruktozun bir kısmının dışkı ile dışarı atıldığı kesin, ama kalanlar içeride nasıl bir değişikliğe yol açıyor, büyük bir soru işareti. Bu arada kanser hücrelerinin de aşırı miktarda şeker talep ettiğini tekrar hatırlatayım.

Muhtemelen önümüzdeki senelerde, şeker hastalığının tedavisinde bu keşfin etkilerini göreceğiz. İlaçlar sadece karaciğer üzerinde değil, ince bağırsak üzerinde de çalışacak ve muhtemelen daha etkili olacaktır.

İkinci konu, tarım bakanlığımız, yeni bir karar aldı: Türk Şeker Kurulu yetkileri bir genel müdürlüğe aktarılacak ve kurul lağvedilecekmiş.

Oysa,  belki de bildiğiniz gibi bu kurul gıda maddelerinde kullanılan fruktoz (mısır)şurubu oranını kısıtlayarak , hem nişasta pancar üreticisini koruyor, hem de halk sağlığını bir dereceye kadar gözetmeye çalışıyordu.

Şimdi muhtemel önce, -canım kurula gerek yok, aynısını genel müdürlük de yapar- diyerek eleştiriler savuşturulacak, sonra aşama aşama izin verilen oranlar arttırılacaktır.  Sonrasında da gelsin kanser patlaması, şeker hastalığı ve obezite. Aşağıdaki linkte çok güzel bir yazı var. Mutlaka okumanızı tavsiye ederim.

Bize gelince.... Ondan sakın, bundan sakın... herkes bunaldı, biliyorum ama yapacak bir şey yok.  Hem kendimiz, hem de ailemiz için artık kendimiz dikkatli olmalıyız, iş başa düştü. Bakın, şeker hastalığı ne kadar yaygınlaştı. Bir küçük şişe gazoz bile karaciğeri devreye sokuyor. Ayrıca, genetiği önemli ölçüde oynanmış bir bitkiden (mısır) söz ediyoruz. Bunun da etkileri tam olarak bilinmiyor fakat hiç alışkın olmadığımız,  genetik mutasyona uğratılmış bir gıdayı sürekli almanın iyi bir fikir olmadığı da aşikar. Ayrıca bütün kanserlerin, bağırsakların sağlığı  ile yakından ilintili olduğu üzerine yazılar, araştırmalar da artıyor.

Sağlıkla kalın:

Gülümser Heper'in yazısı. Okumanızı tavsiye ediyorum.

Not: Bu arada senelerdir, fazlasının zararı olmaz diyerek yutageldiğim B6- B12 vitamininin de tamamen sentetik malzemelerden yapıldığını ve akciğer kanseri gelişiminde etkili olabildiğini öğrendim. Vitamin yutmayı kestim, canım sıkkın... Soner Yalçın'dan pek hazzetmem ama şu -Saklı Seçilmişler- adlı kitabını alıp okumak lazım galiba.

Güncelleme: (18.2.2018)

1- B vitaminini kesince nöropati azdı. Başladık mecburen.
2- Saklı seçilmişler kitabını aldım, zaman bulduğumda bir inceleme yazısı yazarım.








2 yorum:

  1. Önceden yavaş yavaş zehirleniyorduk artık daha hızlı zehirleneceğiz ...

    YanıtlaSil
  2. Şeker fabrikalarının kapatılması konusu bu yazıdan sonra çıktı. Yabancılar kendilerinin yemediği mısır şurubunu bize yedirecek anlaşılan. Eh, her millet hak ettiği gibi yönetilirmiş. Kendinizi, çocuklarınızı koruyun. Herkes başının çaresine baksın.

    YanıtlaSil