Dikkat

Bu bloga girerken ya da yorum yazarken kimsenin isim, mail..vb. bilgisini istenmez, üye olmak gerekmez. Kişisel bilgilerinizi asla vermeyiniz.

Adres satırında (ilk kısmında) myelomabilgi.blogspot.com.tr yazmalıdır.

 

7 Haziran 2017 Çarşamba

Yaz için tavsiyeler


Değerli dostlar. Yaza girerken size bazı tavsiyelerde bulunayım dedim. Bunları sağdan soldan öğrenip ahkam kesmek için yazmadım. Ben bizzat uygulamaya çalışıyorum ve çok faydalı olduğunu düşünüyorum.

1- Derinize sinek kovucu ilaçlar sürmeyin ve yatarken sinek kovan tabletler kullanmayın. Bunlar tarım ilaçlarında bulunan kimyasalları içeriyor. Derinizden emilecek ya da solunum yoluyla vücudunuza girecek ve emin olun başınıza bela olacaklardır. Bunun yerine eşim bedene sürmek için: 1 bardak su içine 5 damla limon yağı + 10 damla nane yağı koyarak bir karışım yaptı. İlk denemede en az 3-5 sivrisinek sokması ile geçecek gecede 1 şişlenme ile atlattık. Şans mı, işe yarıyor mu bilmiyorum, göreceğiz. Şimdi bunu sprey şeklinde püskürtmek için bir plastik şişe arıyoruz. (Bu zor olmasa gerek). Bir başka formül daha varmış: Herhangi bir krem içine lavanta yağı ekleyip vücuda sürmek. Bunu henüz denemedik.

Yatarken sivrisinekten korunmak için de, sivrilerin geldiği yolların üzerine okaliptüs yağı konulan küçük tablalar (küçük kül tablası, çay tabağı ya da biten mumların aluminyum kapları gibi… yada her neyse işte) bırakmak ve 1 bardak üzüm sirkesi bırakmak öneriliyor. Bunları deneyeceğiz. Bir diğer öneri de elektrikli tablet yuvalarına her gece aynı sivrisinek tableti koyar gibi (onun yerine) bir zakkum yaprağı koymak. Bunu da henüz denemedik.  Son birkaç senedir açık havada otururken ortadan kestiğimiz limona karanfil saplıyor yakınımıza koyuyoruz. Tam önlemese bile faydası olduğunu düşünüyoruz. Burada bahsedilen yağların hepsi aktarlarda satılıyor ve bu tabletlerden çok daha ucuz.

Tüm bunları bilmenize rağmen, yavaş yavaş zehirlenmeye razı iseniz ve paranız bolsa, ve gece tablet koyarak sinekten korunacaksanız, sinek kovma tabletleri ya da sıvıları yatarken başınıza çok yakın durmasın bari. Bunlar prize takılı iken cam aralık kalmalı. (Camda sineklik olmalı tabi ki).

Ara sıra beni yiyen sivrisineğin bol Talidomid'li kan ile ne yaptığını da merak etmiyor değilim doğrusu. Gözlemim şu ki, duvarda öylece hareket edemeden kalıyorlar.

2- Benzer şekilde artık sebze ve meyvelerin çoğu ÇOK FAZLA tarım ilacı içeriyor. Bizzat şahidim, tarlalar gereksiz yere, aşırı miktarda ilaçlanıyor. Hiçbir kontrol de yok. Abim ziraatçidir, o hep söyler; "Aşırı ilaçlamada tarım ilaçları bitkinin içine, köküne, her zerresine girer, yıkamakla da kurtulamazsınız." der.  Belki bir nebze faydası olur, pazarda halden gelen mallardan ziyade köylülerin getirdiği sebze-meyveyi (bulursanız) tercih edin. Çünkü halden gelenlerde uzun süre dayanmaları ve az fire vermeleri için daha fazla kimyasal müdahale oluyor. Kurtların yediği, zedeli olanları tercih edin.

Sadece tarım ilacı olsa... Bir de acaip gübreler var. Meyvenin - sebzenin tadında bir farklılık sezerseniz yemeyin. Örneğin eşim geçen kış İstanbul Kartal organik pazarından brokoli almış. Çok da güzel pişirdi. Bir çatal aldım ve balık tadını fark ettim.  Olduğu gibi çöpe attık. Evet balık tadı… Çünkü balık artıklarından yapılan gübreyi kullanıyorlar. Bir organik pazar için yüz karası. Neyse ki iki hafta sonra tezgahı kapattılar. (Aksi halde bir daha asla o pazara gitmeyecektik).  Bu balık tadını gittikçe daha sık alır oldum. Oysa, bilimsel olarak son derece sakıncalı. Bitkilere, hayvansal protein vererek gen yapılarını bozuyorlar.

Çoğu kez kurtarmaz ama kabuklu meyvelerin kabuklarını derince soyarak yiyin. Üzümün en fazla ilaçlanan meyve olduğunu da unutmayın. Valla, meyve'den de soğuttular.

İşin özü dostlar, tarım ilaçlarından uzak uzak uzak durun.

3- Koltuk altına sürülen deodorantlardan da uzak durun. Bunların içinde aluminyum var ve vücut için zararlı. Yerine, ter kokusunu önlemek için karbonatı ıslatıp koltuk altına koymak eskiden beri kullanılan bir yöntemmiş. Ya da lavanta yağı, zambak yağı gibi yağlar içine karbonat konup sürülebiliyormuş. Biz henüz denemedik ama deneyeceğiz.

4- Taze sarımsak mevsimi geçti gibi ama bulursanız kaçırmayın. Taze ya da değil, özellikle canınız çekiyorsa (vücut neye ihtiyacı varsa size bildirecektir)  salata ve cacık içinde bolca sarımsak yiyin. Doğal antibiyotik olduğundan, bakteriyel enfeksiyonlara karşı sizi korur. Soğan da önemli bir C vitamini kaynağı ve antibiyotikdir. Onu da bolca yiyebilirsiniz. Gerekli gereksiz (ilaç) antibiyotik yutmayın. Her ateşiniz çıktığında, oranız buranız ağrıdığında doktordan antibiyotik yazmasını istemeyin. Aldığınız antibiyotiğin bağırsaklarınızdaki hayatı yerle bir ettiğini, faydalı bakterileri de öldürdüğünü, üstelik gerçekten antibiyotik kullanmanız gerektiğinde etkisinin çok azalacağını unutmayın. Hele ki, konu komşudan tavsiye ile, doğrudan eczaneden antibiyotik alarak başınızı ciddi derde sokabilirsiniz.
Ha… ayrıca, kendi yaptığınız ya da satın aldığınız kaliteli elma sirkesini salatalarda bolca tüketin. Bu kadar sarımsak ve soğan yedikten sonra da milleti öpmeye çalışmayın.

5- Denize girmekten korkmayın ama temiz olmasına dikkat edin. Kirli suları renginden anlarsınız. Limanlarda, balık çiftliklerinin dibinde denize girmeyin. Yüzmek, gerçek bir eklem tedavisidir. Havuza asla girmeyin. Virüs-bakteri çorbası olarak düşünün.

6- Hazır dondurmaların içinde doymuş yağlar var. (özellikle palmiye yağı). Bunun yerine evde yaptığınız meyve marmelatlarını derin dondurucuda sık sık karıştırarak dondurun. Harika dondurmalar olduklarını göreceksiniz.

7- Mısır şurubu ya da suni tatlandırıcı içeren gıdalardan, meşrubatlardan uzak durun. Sıvı ya da katı diyet ürünlerini de kullanmayın. Limonu sıkarak, biraz da kabuğunu koyarak yapacağınız limonatalar çok daha güzel olacaktır.

8- Bol zeytinyağı yiyin. Taş değirmen yağı bulursanız onu alın. Piyasada hazır satılan tereyağları saf değil (margarin karışık ve başka katkı maddeleri var). Saf tereyağı bulursanız kaçırmayın ve yemekten korkmayın. Yalnız el yapımı tereyağı alacaksanız, sütten yapılanı değil, yoğurttan yapılanı alın. Böylece sütten geçen virüslerden korunmuş olursunuz.

9- Sadece organik yumurta ya da bildiğiniz köylülerin tavuklarının yumurtalarını yiyin.

10 - Sadece organik ya da bildiğiniz köylünün kestiği tavuğu yiyin.

11- Yoğurdunuzu, kefirinizi kendiniz yapın. Köy sütü ya da iyi bilinen bölgesel markaların günlük sütlerini kullanın.

12- Ekmeğinizi de evde kendiniz yapabilirsiniz, zor değil. (Biz yapıyoruz). Ama tabi ki tam buğday unu ve ekşi maya kullanarak. Tarifleri internette kolaylıkla bulabilir, malzemeleri internetten satın alabilirsiniz. Artık adresinize koli ile hemen gönderiyorlar. Bir alışın, hem zor gelmeyecek, hem de satılan ekmekleri beğenip yiyemeyeceksiniz.

13- Sürekli haber seyretmeyin. Hatta benim gibi yapın, hiç TV seyretmeyin. Bahçeyle, torunla, artık neyi yapmayı seviyorsanız onunla uğraşın.

14- "Oram ağrıyor, buram ağrıyor" diyerek hareketsiz oturmayın. Yürüyün, dolaşın, yüzün, merdiven çıkıp inin. Hareket edin. Bisiklete binmeyin, bizim için çok tehlikeli. Düşmeler, önemli kırıklarla sonuçlanabilir.

15- Boş ve çok konuşanlardan, dertlerini anlatıp duranlardan, dedikoduculardan uzak durun. Sevdiğiniz insanlarla daha çok birlikte olun ama sürekli şikayet ederek de onları bezdirmeyin. Yüzünüz gülsün. Bolca teşekkür edin, onları sevdiğinizi söyleyin.

16- Gerekli gereksiz ağrı kesici yutmayın. Gerçekten gerekiyor ise ağrı kesici alın. O leblebi değil. O kadar masum da değil.

17- Sigara kesinlikle içmeyin.

18- İçki içmeden duramıyorsanız ve hastalığınız remisyonda ise, çok az için ve durmasını bilin. Her içtiğiniz kadeh nöropatiyi (el ve ayaklarda uyuşma - acıma) arttıracaktır.  Ağır ilaçlar kullanıyorsanız, myeloma henüz remisyona girmemiş ise sakın içki içmeyin. İçkiyi ilaçlarla birlikte sakın almayın.

19- Çok sıcak olan yazlıklar eziyet olabilir. Buna katlanmak zorunda değilsiniz, ısrarlara boş verip serin evinizde oturabilirsiniz. Klima çarpmasına da çok ama çok dikkat edin. Kolaylıkla zatürre olabilirsiniz. Klima kullanmayın mümkünse, en azından yatarken açık klima ile uyumayın.

20- Biraz güneşe çıkın. Uzun kalmayın ama bedeniniz, yüzünüz güneş görsün. Böylelikle D vitamini alırsınız.

21-  Toprağa çıplak ayakla basın ki vücudunuzda biriken statik elektrik boşalsın. Sentetik giysilerden, çarşaflardan, halılardan, özellikle iç çamaşırlarından uzak durun. Pamuklu tercih edin. Bırakın buruşsunlar ve hafifçe çeksinler. Sağlıklı olan o.

22- Plastik sürahiler, bardaklar, yemek kaseleri kullanmayın. Aluminyum tencere, tava, cezve asla kullanmayın. Camdan ve çelikten şaşmayın.

23- Mangal pek tavsiye edilir bir şey değil. Alevin ete doğrudan teması (yanık yiyecekler) kanserojendir ve kömür dumanı solumak da iyi bir şey değildir.

24- Mutlaka (kendinizi vererek) müzik dinleyin. Hatta kulaklıkla dinleyin. Müziğin sihirli bir iyileştirici gücü vardır. Size mutluluk veren şarkıları tercih edin.

25- Bir şeyi canınız çok çekiyorsa (ve sizin için zararlı bir şey değilse) bulup yemeye çalışın. Çünkü beden mükemmel bir mekanizma ve ihtiyacı olanları size bir şekilde yedirecektir. Ona kulak vermek lazım. Benzer şekilde hiç sevmediğiniz ya da sizi tiksindiren bir şeyi faydalı diye yemeye çalışmayın. Bırakın, ondan size fayda gelmez.

26- Bol balık yemeye çalışın. Ama çiftlik balığı DEĞİL !.. Deniz balığı olmalı, bu gerçekten önemli. Kızartma değil, fırın, ızgara ya da buğulama tercih edin. Kızartma yapmak isterseniz zeytinyağında, yağı yakmadan kızartın ve kızartma bittikten sonra yağı dökün, kesinlikle tekrar kullanmayın. Dışarıda balık yerseniz kızartma kesinlikle yemeyin.

27- Hastanelere girerken maske takmayı unutmayın. Mikrop dağıtım merkezine girdiğinizi düşünün.

28- Benim gibi yapmayın. Siz bol bol su için.

29- Unutmayın: BAĞIRSAKLARINIZI VE BÖBREKLERİNİZİ mutlu etmeyecek şeylerden uzak durmalısınız.

Yanlış anlama olmasın, burada yazdıklarım kendi prensiplerimdir ve sadece myeloma hastaları içindir. Sağlıklı insanlar makul ölçüler içinde kalmak ve akılcı olmak kaydı ile farklı şekilde beslenebilir tabi ki. Kendi bilecekleri iş.

Ve son olarak…. Haliniz kötü olabilir, pes etmeyin. Geleceğe ilişkin umudunuzu ve hayat neşenizi asla kaybetmeyin. Her anın kıymetini bilin. Psikolojinizin, ruh halinizin çok ama çok önemli olduğunu bilin. Kötü düşünerek hastalığı beslemeyin.

Güzel bir yaz olur umarım, hepimiz için.

Not: Zeytinliklere diktiler gözlerini yine… Buna dertlenmemek elde değil. Nasıl bir memleket burası?... Offf...



2 yorum:

  1. Ümit Bey, süpersiniz. Şifreleri çözmüşsünüz. Sağlıklı günler dilerim.
    Sevgiler
    Ayda

    YanıtlaSil
  2. Ne kadar iyisiniz Ümit Bey ..Sizden çok şey öğrendik ve öğrenmeye de devam edeceğiz .. Doğal beslenmeye çalışıyoruz buna imkanımız var ama maalesef sigarayı bırakamadı eşim

    YanıtlaSil