Kayıtlar

Myeloma ile geçen 11 sene

Bu kez benim değil, Osmaniye'den yazan sayın  Mehmet F.Özgan 'ın myeloma ile macerasını, (yorumlar arasında kaybolmasın diye), ayrı bir yazı olarak yayınlamayı uygun buldum: İlk yazı : Herkese çok geçmiş olsun,arkadaşlar ben 2003 yılı kasım ayında Adana Ç.Ü.T.Fakültesi Balcalı hastanesinde otolog kök hücre nakli oldum,on gün önce rutin kontrole gittim.Şimdilik her şey yolunda gidiyor.Ben nakil olduğum tarihlerde sadece bir steril oda vardı ve mecburen sıra bekleniyordu.Kontrolde doktorumuz yılbaşından bugüne 12 nakil yaptık dedi.Balcalı hastanesine ayrı bir kök hücre nakli ünitesi kurduklarını ve otolog-allojenik nakil yaptıklarını söyledi.Sağlıklı günler dileğiyle.  İkinci yazı : Merhabalar arkadaşlar,üstteki yazıda verilen 2003 tarihi hastalığın başladığı tarihtir.Kök hücre naklini ise 2007 kasımında oldum.Düzeltir özür dilerim.Şimdi ne mi yapıyorum,emekliyim,Çukurova nın sıcağında bol bol terliyorum.Hastalıkla ilgili kullandığım herhangi bir ilaç yok.Şeker ve yükse...

Bazıları neden iyileşemiyor?

Resim
Aslında bu soruya bir çok kez cevap verdim, fakat nedense kimse anlamıyormuş gibi davranıyor. 2014 Mayıs'ındaki "Myeloma ile geçen sekiz sene" yazısında işin sırrını bütün açıklığı ile anlattım. Sonuç? Tam bir sessizlik. Ne bir yorum..ne bir tepki.. Türk milleti tuhaf bir toplum. Ya da bana öyle geliyor. Bir sorunla karşılaştığında, o sorunu oluşturan nedenleri tek tek bulup çözmek yerine, ağlayıp sızlamayı tercih ediyor. Sorunu, kökten ele alan yazıları değil, dertleşen yazıları okumayı seviyor. İyimserliğe değil, kötümserliğe prim veriyor. Burada bizim derdimiz nedir? Yani, kanseri oluşturan nedenler nedir? Myeloma için bilinen nedenler şunlar : 1- Genetik miras 2- Çevre kirlenmesi 3- Kötü gıdalar 4- Çalışma koşulları 5- Psikolojik faktörler (doğamız) 6- Geçirilen hastalıklar 7- Kişisel seçimlerimiz Tıp otoriteleri farklı düşünebilir tabi ki. Bunlar benim argümanlarım. Şimdi bunları biraz açayım: 1- Genetik miras : Ailenizin geçmi...

Anne sütü myelomayı tedavi edebilir mi?

Bu gün CNN Türk kanalındak haberleri seyrederken, şöyle bir haber dikkatimi çekti: Kanser tedavisinde yeni umut ışığı: Anne sütü Anne sütü kanser tedavisinde umut ışığı oldu. Anne sütündeki "alfalak" adlı maddenin, kanserli hücreleri parçaladığı ve başta beyin tümörleri, akciğer kanseri olmak üzere, bağırsak, mesane ve prostatta habis tümörlerini küçülttüğü ortaya çıktı. Kanser tedavisinde kullanılmak üzere şimdi Avrupa'da anne sütü bankaları kuruluyor. Adı Hamlet. Önemli bir bilimsel gerçek bu çalışmayla gün ışığına çıkıyor. Anne sütü mucizesine bir yenisi daha ekleniyor. Anne sütünün kanserli hücrelerin yok edilmesinde yararlı olduğu anlaşıldı. Çalışmayı İsveç'teki Lund Üniversitesi başlattı. Daha sonra California Üniversitesi, Oxford Üniversitesi ve George Town Üniversitesi de çalışmaya destek verdi. Bilimsel çalışmanın sonuçları Svensson adlı İsveç tıp dergisinde yayınlandı.  Prof. Erkan Topuz, "Kendilerine kanser tümörü enjekte edilen yetişkin farelere ...

Myeloma ile geçen 8 (sekiz) sene....

Bana 2006 yılının Ekim ayında teşhis konmuştu.. Yani dört ay sonra sekiz sene olacak. Dile kolay..Myeloma ile geçen sekiz sene... Bu sekiz yılda öyle çok şey olup bitti, öyle çok şey değişti ki.. Bir kaç yıl öncesine kadar şöyle düşünüyordum: Canımı kurtardım ama, meslek hayatım bitti, kariyerim mahvoldu, eksik bir adam oldum....vs.. Şimdi dönüp geçmişe bakınca, gerçekten değerli olan hiç bir şeyi kaybetmediğimi düşünüyorum. Nedir  gerçekten değerli olan? Ailem, dostlarım, güzel anılar... Yeteneklerim.. Öğrenme arzum, kitaplarım... Sanat, felsefe merakım. İnancım. Yine benimleler. Birlikteyiz. Peki dökülüp gidenler? Hedeflerim, hıslarım, hırslı çalışma arkadaşlarım, çingene ruhlu müşterilerim, aç gözlü patronlar, kendime pek yakıştırdığım süslü ünvanlar, o ünvanların sağladığı prestij, prestije gelen avantacılar ve para tabi ki. Düşünüyorum da, bunlar arasında, kaybı beni en zorlayan ünvan kısmı oldu. Malum, toplumumuz için ünvan (prestij), her şey demek. Genellemek istemem...

Ayda ve babasının myeloma ile mücadelesi

Bu kez başka bir myeloma hikayesi... Aşağıda Ayda ve babasının myeloma ile zorlu mücadelesini anlatan bir yazı okuyacaksınız. Siz de hikayenizi anlatın... Burada yayınlayalım ve tüm myeloma camiası deneyimlerinizden faydalansın, moral bulsun ve mücadele azmi kazansın...  Artık sözü Ayda'ya bırakalım: Merhaba, Öncelikle geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. 1 Ağustos 2013 tarihinden beri Multiple Myelom ile savaşıyoruz. Bu sadece babamın savaşı değil, hep birlikte bu hastalıktan kurtulmaya çalışıyoruz. Babamın boynundaki ağrı ile herşey başladı. Boyun fıtığı olduğunu düşünüyorduk. Çekilen MR’da, doktor, kemik üzerinde yoğun lezyonlar olduğunu ve tümörün boyun omurunu kırdığını belirledi. Babamın ağrıları artmaya ve cilt rengi yeşil-gri arası bir renge dönüşmeye başladı. Gittiğimiz beyin cerrahları başka bir kanserin kemiğe metastaz yapmış olabileceğini söylediler. Şu an bu kadar rahat anlattığıma bakmayın. Doktorlar konuşurken şok olmuştum. Sürekli, bu bahsedilen benim babam...

Dr. Yavuz Dizdar'ın yeni kitabı : "Yemezler"

Resim
Çapa Tıp Fakültesi Onkoloji bölümünden biri uzman, sayın Dr. Yavuz Dizdar yeni bir kitap yazdı. Kitabın ismi " Yemezler ". Alıp okumayı düşündüğüm bu kitabı tanıtan bir söyleşiyi Aktüel dergisinin 2013 Aralık 310. sayısında (5-18 aralık) görünce, dergiyi alıp okudum. ( Bu arada derginin siyasi yaklaşımı ile hiç işim olmaz, onu da söyleyeyim.) Sayın Dizdar, benim uzun süredir kafamı vura vura öğrendiğim şeyleri -aslında bir kısmını- anlatıyor.  Ne varki önemli bir tıp kurumunun (Çapa Tıp Fakültesi) tam olmasa da, bizim hastalığımızla ilgili bir bölümünün (Onkoloji) bir uzmanı olduğu için, görüşleri önemli. İlk söylediği, " Tıbbın ilerlediği izlenimi yanlış. Aslında ilerleyen teknoloji... ". Sonra, ikinci dünya savaşından sonra, Amerika'nın kendi bilim yöntemini dünyaya nasıl dayattığını ve herşeyi getirip DNA'ya nasıl bağladığını anlatıyor. Ve diyor ki " ..  1950'den itibaren tıp DNA ile her şeyi çözebileceği yanılsamasına girdi. Her şey molekül...

Yeni tedaviler

Bu gün size, tam 1 yıl önce "The Myeloma Beacon" (Myeloma Rehberi) internet sitesinde yayınlanan bir yazının çevirisini yapmaya karar verdim. Neden bir yıl önce diye sorarsanız, en anlaşılabilir yazı o olduğu için. Aslında American Cancer Society 'nin çok yeni tarihli bir yazısında, çalışmaların iki protein grubuna yoğunlaştığı anlatılıyor. Bunlardan ilki, aşağıdaki yazıda da göreceğiniz IL-6 proteini. Bu myelomalı hücrelere "yardım ve yataklık eden" bir protein. Aynı zamanda kemiklere de önemli ölçüde zarar veriyor. Yeni keşfedilen bir diğer şey de RANKL olarak adlandırılan bir büyüme faktörü. Bu faktör, kemikleri çözen hücreleri "kışkırtıyor". -denosumab- isimli ilaç da, bu büyüme faktörünü engellemek üzerinde çalışıyormuş. İşin en eğlenceli kısmı da, Arsenik'den Myeloma'ya ilaç olur mu? konulu çalışmalar bence. Yazıda, farnesyl transferase olarak adlandırılan ve tümör hücrelerinin büyümesini engelleyen bir yöntemin (ilacın) önemli b...